Saytimizning yangi versiyasi n.ziyouz.com sahifasida. Barcha yangi maqolalar va kitoblarni n.ziyouz.com dan olishingiz mumkin.
Ziyo istagan qalblar uchun - Ahmet Yalchinkaya

17.12.2017 y.
Asosiy
Bosh sahifa
Siyosat
Fan va ilm
Sara maqolalar
Ozbek matbuoti
Durdona toplamlar
Ma`naviyat
Islom
Hikmatlar
Tarix
Oila va jamiyat
Ozbek maqollari
Jahon maqollari
Ibratli hikoyatlar
Tafakkur gulshani
100 faylasuf hikmati
Suhbatlar
Adabiyot
Ozbek ziyolilari
Kutubxona
O'zbek she'riyati
Jahon she'riyati
Ozbek nasri antologiyasi
Jahon nasri antologiyasi
Barcha kitoblar
Madaniyat
San'at
Kino olami
Sport
Dam olish
Ajoyibotlar
Reytinglar
Kross-shou
Hajviyalar
Topishmoqlar
Ozbek xalq ertaklari
Tahririyat
Muallif haqida
Sayt haqida
Qidirish
Foydali sahifalar
Yangi versiya
Arxiv
Xizmatlar
Tabriknoma/E-cards
Fotogalereya
Fayllar/Downloads
Forum
Mehmonxona
 


Saytdan materiallar olib chop etilganda manzilimiz ko`rsatilishi shart.
 
• Tinglashdan aql, gapirishdan pushaymonlik tug'iladi.
• Buyuk dardlar sassizdir.
Italyan maqollari
 
 

Ahmet Yalchinkaya Chop etish uchun E-mailga yuborish
 Ahmet Yalchinkaya 1963 yili dekabr oyida Giresunda tavallud topdi. Boshlang'ich va o'rta sinflarni G'arbiy Olmoniyada, yuqori sinflarni esa Istanbulda o'qidi (1981). Bog'azichi Universiteti (1981-87), Istanbul Tehnika Universiteti (1987-97) va Anadolu Universitetlarida (1997-2000) muhandislik, robot va menejment bo'yicha ta'lim oldi. Turli korxonalarda yuqori lavozimlarda ishladi. O'zbekistondagi Namangan Muhandislik Pedagogika Institutida o'qituvchilar kengashida faoliyat olib bordi.

Ahmet Yalchinkaya Germaniyada o'sdi, Turkiyada o'qidi, AQShda yozdi va O'zbekistonda ishladi. U yaqinda Turkiyaga qaytdi. Hozirda boshqaruvchi lavozimida ishlab kelmoqda.

Turkiya, Olmoniya, Angliya, Gollandiya, Misr va O'zbekistonda nashr qilingan “Mavera”, “Kirag'i”, “Harman”, “Endulus”, “Vahdet”, “Zaman”, “Al-Ahram Weekly”, “Impakt”, “Das Licht” va “Yosh Kuch” kabi ko'plab gazeta va jurnallarda she'r, maqola, insho, xat, suhbat, nasr va nazm tarjimalari chop etilgan.

Ahmet Yalchinkaya ko'plab taxalluslar bilan ijod qildi va turli mukofotlarga sazovor bo'ldi. Shuningdek u “Kirag'i” she'riy jurnalining Istanbuldagi vakili sifatida ishladi (1995-97). “Endulus” jurnalining nashriyot kengashiga a'zolik qildi (1997-98). Bir guruh do'stlari bilan “Mevsim” jurnalini chop etish xarakatida tayorgarlik ishlarini olib bormoqda.

“Dag'larda Yer Yok” (“Tog'larda joy yo’q, 1997), “Yetim Kalan Shiirler” (“Yetim qolgan she'rlar”, 2001), “Yuragimning ko'z yoshi” (Saylanma, 2001), va “O'zlem Sularinda” (“Sog'inch”, elektron kitob, 2004, 2005, 1-nashr, 2005) nomli she'riy to'plamlari va Richard Mildston bilan hamkorlikda yozilgan “Poems of the Night” (“Tun she'rlari”, 2005) nomli she'riy antologiya nashr qildi. Bundan tashqari “Production and Utilisation of Biogas” (“Biogaz ishlab chiqarish va undan foydalanish”, 1987, 2005) va “Dual Sayıların Robot Kinematik ve Dinamig'inde Kullanımı” (“Dual sonlardan dinamika va kinematikada foydalanish”, 1991, 2005) kabi texnik sohaga oid asarlari mavjud.

Edip Yazar
 
*************************
ŞAİR


Bir öksüz hayal gibi kaybettin gökyüzünü
ve rüzgârları sesin bir çığ gibi kopardı
sırdaşın baharlarla vurduğun canevimiz
ceylân bakışlarını ve yıldızları sardı,
bir öksüz hayal gibi kaybettin gökyüzünü.

Yalnız senden sordular ürperen sabahları
her saat benliğinde hissettiğin bıçaklar,
durmadan ruhumuzu göklere süren çoban
geçtiğin bütün yollar ve korktuğun saçaklar
yalnız senden sordular ürperen sabahları.


HİKÂYE

zaman yaprak sarısıydı o gün
ve kadın ihanet doğurdu
sedeften
yedi bağbozumu yaşandı
çığlık çığlığa
yedi çağ devrilmişken

zaman aksak yürüyordu o gün
kan kırmızı olduğu söylense de
yılan doğdu birden
sular ağır ağır çekildi / yok düştü
o gün
pusuda karayeller
bir alevi boğdu zarifce
ve durdu
salkımları beklermiş gibi durdu
yedi gün uyumayan değirmen


MARTI

hasreti yumak yumak gurbet, çile yokuşu
sırtında bir kör bıçak gibi duruyor zaman
aşka hüküm giymiştir suların öksüz kuşu
kanatlarında hüzün başında kara duman

ne zaman yükseklerde, gökyüzünde süzülse
kubbe çöker üstüne deli poyrazlar eser
kendini avutsa da bir nebze yüzü gülse
koyu bir isyan gelir hayallerini keser

bakmayın neşesizdir çıkıverse de sesi
yüreği benim gibi heyulaları duyar
o yaşam çemberinde balıkçılar kölesi
ne kederinin sonu ne derdine ilaç var

öyle yaşar da gider kirlenmiş kıyılarda
ölüm onda bir özlem, ölüm nihai gerçek
diyorlar ki kayboldu aşkı engin sularda...
karasevda ona mı bana mı zor gelecek


SANA BU KÖZÜ KALBİME ATMA DEMİŞTİM

sana bu yollarda bekleme demiştim
canevimi yakarsın.
bir hastalık zuhur eder vakitsiz
alır götürür beni...
ateşin dolaşır da sonra damarlarımda
içime ılık sular gibi akarsın
ve bir yangın tâkip eder izini;
her yanımı alevler sarar
başucumda küllerime bakarsın.
ne gözyaşın yetişir yardımıma
ne yüreğini dolduran engin deniz.

sana bu yolları gözleme demiştim
canevinden yanarsın.
içine hayaller düşer,
saatler girer düşüncene...
gelmez deme bilinmez bir gün gelir
yolların boş olduğunu görürsün
içine korkular düşer,
güzel demezsin böylece istesen de
güzel demezsin yeşile, maviye, pembeye
ve geçmiş sabahları anarsın.
gecelerle sırdaş olan gözlerin
hâtıralarına taşınır artık sessizce,
kim bilecek sen mi üzgünsün, sen mi
kim bilecek...yoksa zaman mı üzgün.


GÖZLERİN YAKIYOR DENİZLERİMİ


sana güneşimi getirdim leylâ
yıldızlara uçsuz merdiven saldım
bırak oyalanma mehtâpla, ayla
hüzün dağlarından bir mevsim aldım
sana güneşimi getirdim leylâ

zaman bir bilge kuş gibidir, tanır
ufukların kurnaz ayak izini
anlatayım desem sözler ne sanır
gönlümün kaynayan kor denizini
zaman bir bilge kuş gibidir, tanır...

bu suç edası ne bakışlarında

eylül sanki yorgun düşen gözlerin,
bakarsın durulur hırçın denizler
şiir bağlarından ayrıldı yerin
kalbin bulut olur rüzgârla gider
eylül sanki yorgun düşen gözlerin

leylâ güneşimi getirdim sana
anla ki senindir bu kanlı şafak
bir derviş ruhuyla geldim kapına
yürek sürgünümü aşmış her yasak
leylâ güneşimi getirdim sana.


SÜRGÜN

Sevdiğim, umutlar bahara benzer
Gönül bilinmez bir diyara benzer
Arzular en yaman ağyâra benzer...
Uğrunda arzunun girgini oldum

Hırçın derya idim kurudu suyum
Coşkun ırmak idim değişti huyum
Sel oldum dağıldı gitti sağduyum
Ve ben suların en durgunu oldum

Ovaları aştım, çölleri aştım
Hayalin bürüdü yolumdan şaştım
Bulamadım seni boşa dolaştım,
Gezgin vakitlerin dargını oldum

Dediler ki unut her şey geçiyor,
Kimi zehir kimi şerbet içiyor,
İnsan ne ekerse onu biçiyor...
Bütün hasatların kırgını oldum

Söylenecek söz çok, yetmedi zaman
Zindanlara girdim bitmedi zaman
Yokuşlarda kaldı gitmedi zaman
Çağların ak saçlı yorgunu oldum

Yaşım otuz değil yüzyetmiş gibi
Aklım ölçüsünü kaybetmiş gibi
Bitmez sandığımız yol bitmiş gibi;
Dipsiz kuyuların sürgünü oldum

Yıllarca dağlarda aradım seni
Sokaklar geçmeye koymadı beni
Nihayet sırtıma giydim kefeni
Sadık toprakların vurgunu oldum.

 

HASRET

sensiz olmak çok zormuş / çok zormuş sensiz olmak
sözcükler anlatamaz; kuvvetsiz kalır dilim,
isterim gözlerinin ışığında kaybolmak
yüzünü bulutlara nakşederek, sevgilim

ne zaman baksam güne / ne zaman güne baksam
martıların izini sürerim deli gibi
gökyüzünde süzülsem, uçsam gölgene aksam
yine uzak gibisin canevimin sahibi.

akşamlar çetin burda / burda akşamlar çetin
yalnızlığın tütsülü kokusu ecel taşır.
efkâr çeşmesi artık yüreğimde hasretin,
bu özlem ateş dansı; yangın taşır, sel taşır…


ŞİİR

Yürekler kuşatan sihirli ışık,
Sözcüklerin umut yüklü bestesi
Hisler ötesinde dolaşan çığlık
Mevsimlerin sesi, çağların sesi

Söz doğdu sen doğdun kelimelerde,
İnkâr etme, harfler senin bineğin!
Bazen karanlığa çekilen perde
Bazen sözcüsü ol kutlu dileğin.

Yücelerden bir dağ seç artık bana,
Yıldızları topla ellerime ver!
Bin âhenk kuşunun kanatlarına;
Ya gel…Ya tasından iksirler gönder! ..


KABİR

Gün olur gözlerin kapanır birden
Bakarsın toprağa girmişsin bile…
Erirken her zerren yalvarsan da sen
An gelmiştir artık her şey nâfile

Zaman durur o an ve sen sahipsiz
Bağlı kalırsın bir karanlık yere,
O çukur çok dardır, o çukur dipsiz;
Ağlarsın orada geçmiş günlere…

Dersin ki: Meğer ne aptalmışım ben
Harcadım ömrümü, şu kadar yılı…
Bilirim dönüş yok bu korkunç yerden;
Bir yer ki ölümden daha sancılı.

SHOIR

Bir yetim xayol kabi tark etding ko’k yuzini,
Va sasing faryod bo’lib, shamollarni ko’chirdi.
Sirdoshing bahorlar-la sirdosh bo’lgan qalbimiz,
Ohu nigohlari va yulduzlar-la yuzlashdi.
Bir yetim xayol kabi tark etding ko’k yuzini.

Va sendan so’radilar hadik-la otgan tongni,
Har lahzada ko’ksingga sanchilgan ul pichoqlar.
Qo’ymasdan, ruhimizni ul kim, ko’kka quvlagan,
Sen yurgan ul so’qmoqlar, izn bermas yasoqlar,
Va sendan so’radilar hadik-la otgan tongni.


HIKOYA

hazon yaprog’i edi u kuni zamon
va ayol xiyonat tug’di
sadafdan
yetti zarpechak umrini yashab
faryod faryodiga
yetti mahal tusharkan qulab

zamon oqsar edi u kuni
qon qirmizi ekanligin bilsa-da
ilon tug’ildi birdan
suvlar teskari oqdi / yo’q qurib qoldi
u kun qorasovuq yashirin
olovga tashlandi
olovni bo’g’di
va to’xtab qoldi
to’xtab qoldi xivchinlarni kutayotgandek go’yo
yetti kun uxlamagan tegirmon


OQCHARLOQ

Hasrati tugun-tugun, uchini topib bo’lmas,
O’tmas pichoq misoli payt poylar ortda zamon.
Ishqqa fatvo o’qiydi suvlarning yetim qushi,
Qanotlarida qayg’u, boshida qora tuman.

Yuksaklarda uchsa u, ko’k yuzida suzilsa,
Qubba cho’kar ustiga, daydi shamollar esar.
O’zini ovutsada, navnihol yuzi kulsa,
Bir qora isyon kelar, xayollarini kesar.

Qaramang, shodlik yo’qdir, tovushida, sasida,
Qalbi mening qalbimdek, bo’shliqlarni-da Sezar.
Qochib qayg’a ketar u – baliqchilarga tutqun,
Ha taqdirga nihoya, na dardiga shifo bor.

Shunday yashar-da ketar, xaroba qirg’oqlarda,
O’lim unga bir sog’inch, o’lim tasalli erur.
Deydilarki, ishqi ham cho’kib ketgan suvlarga,
Qora qismat unga ham va menga ham muqarrar.


NIGOHINGNI OTMA QALBIMGA

bu yo’llarda meni kutma degandim senga
jonimni o’rtab…
nogoh qolmay yuragim ushlab
meni olib ketmasin so’ngra…
otashing tutashib tomirlarimda
tanamda iliq suv kabi oqarsan
va bir yong’in ta’qib etar izidan
vujudimni yoqar olovlar
boshimda turib kullarimga boqarsan
na ko’z yoshing berar tasalli
na yuraging to’ldirgan sayoz bir dengiz

bu yo’llarga ko’z tikma degandim senga
joningni o’rtab
yuragingga xavotir kirar
soatlar kirar tushunchangga…
kelmas dema
muqarrar u kun kelar
ko’zing tushar kimsasiz yo’lga
vujudingni qo’llaydi qo’rquv
go’zal deyolmassan endi chin dildan
go’zal deyolmassan yashil, moviy, pushti ranglarni
va o’tgan tonglarni qo’msarsan
tunlar-la sirdosh ko’zlaring
xotiralar kitobin varaqlar jim-jit
kim bilsin qayg’ulim senmi qayg’uli
kim bilsin… yoki bu zamon qayg’uli


KO’ZLARING YONDIRAR DENGIZLARIMNI

Senga quyoshimni keltirdim Laylo
hadsiz yulduzlarni poyingga to’shab
faqat ovunmagil mohtob-la, oy-la
alam tog’laridan bir mavsum oldim
senga quyoshimni keltirdim Laylo

Zamon misli burgut qilmagay pisand
ayyor ufqlarning oyoq izini
anglatayin desam so’zlarim ojiz
ko’ksimda qaynagan ishq dengizini
zamon misli burgut qilmagay pisand

Sentyabr horg’in ko’zlarni tuhsun
qaragil po’rtana dengizlar sokin
ilhom bog’laridan topmayin qo’nim
qalbing bulut bo’lib shamolda uchar
sentyabr horg’in ko’zlarni tuhsun

Laylo quyoshimni senga keltirdim
bu qonli shafaq ham endi seniki
bir darvish ruhiy-la qoshingga keldim
mahkum yuraklardan ketdi har taqiq
Laylo quyoshimni senga keltirdim.


YO'L

Sevgilim, umidlar bahorga o'xshar,
Ko'ngil noma'lum bir diyorga o'xshar,
Orzular eng yoman ag'yorga o'xshar,
Ul ag'yor orzular qurboni bo'ldim.

Toshqin daryo edim, quridi suvim,
Jo'shqin irmoq edim, yo'qotdim yo'lim,
Sel bo'ldim, sahroga sochilib ketdim,
Va oxir ko'lmakka aylanib qoldim.

Vodiylardan oshdim, cho'llardan oshdim,
Xayollarim uchdi, manzilga shoshdim,
Seni topolmayin, yo'ldan adashdim,
Daydi fursatlarning mahzuni bo'ldim.

Dedilarki, unut, barchasi kechar,
Kimdir zahar, kimdir sharbatdan ichar,
Inson qismatida borini bichar,
Xirmonim shamolga sovurib bo'ldim.

So'zlayversam so'z ko'p, yetmaydi zamon,
Zindonlarga kirdim, bitmadi zamon,
Ungurlarda qoldim, ketmadi zamon,
Damlarning oqsochli yo'lchisi bo'ldim.

Yoshim o'ttiz emas, go'yo yuz yetmish,
Aqlimni boy bedrim, go'yo xayf ketmish,
Yo'l yurmayin hali, yo'llarim bitmish,
Tubsiz o'pqonlarning asiri bo'ldim.

Yillarki tog'lardan axtardim seni,
So'qmoqlar yo'l bermay, qiynadi meni,
Nihoyat, jasadim kiydi kafani,
Sodiq tuproqlarning g'aribi bo'ldim.

Sevgilim, umidlar bahorga o'xshar...

 

HASRAT

Sensiz endi ko'p og'ir ko'p og'ir endi sensiz
so'zlar anglata olmas quvvatsiz qolur tilim
ko'zlaring dengiziga tomchidek singib ketsam
yuzingni bulutlarga naqsh etib sevgilim

Qay zamon kunga boqsam kunga boqsam qay zamon
chag'alaydek charx urib bo'zlayman darvish kabi
ko'k yuzida uchsam men misli ko'lankang bo'lib
sendan olislab ketmay ey qalbim sohibi

Oqshomlar mahzun bunda bunda oqshomlar mahzun
yolg'izlik sharobidan ajalning hidi anqir
qayg'u bulog'i toshar yuragimda hasrating
bu sog'inch otash raqsi u yong'indir, u seldir...


SHE’R

Yuraklarda yonar ishq alangasi,
So’zlarda-chi mangu poydor umid.
Hislar uzra yangragan faryod,
Mavsumlarning sasi, damlarning sasi.

So’z tug’ildi, sen esa tug’ilding so’zdan,
Inkor etma sen harflardan yaralding.
Ba’zan qora tunga to’silgan parda,
Ba’zan qutlug’ so’zi qutlug’ tilakning.

Yuksaklardan bir tog’ tanlagin menga,
Yulduzlarni to’pla, qo’llarimga qo’y.
Ming ohang qushining qanotlarida
Kelaqol, kel… qayg’ung sharobidan qo’y.


QABR

Payt kelar ko’zlaring yumilar birdan,
Qaraysan, tuproqqa ko’milgan taning.
Erirkan har zarrang, yolvorsang-da sen,
Hamasi behuda, nafsizdir doding.

Vaqt o’tmas qabrda, sen esa yolg’iz,
Qorong’u lahadda yotarsan jonsiz.
Lahad-chi juda tor va behad tubsiz,
Yig’larsan behuda o’tgan kunlarga.

Dersanki, shunchalar axmoq edim-mi,
Umrim shu qadar o’tdi behuda.
Bilarman, qaytish yo’q bu dahshat yerdan,
Bir joyki, qo’rqinchli o’limdan ko’ra.

Tarjimonlar: Jabbor Eshonqul va
G'aybulla Boboyorov

 
« Oldingi   Keyingi »

Kitob qidirish
Qidirish: 
Sarlavhasidan qidirish: 
Nomidan qidirish: 
Statistika
A'zolar : 1
Yangiliklar : 8817
Veb linklar : 44
Tashrif buyurganlar : 65685017

Tavsiya etamiz